Seyahat Sigortası ve Uluslararası Sağlık
Kısa cevap: Doğru seyahat sigortası seçimi, en pahalı poliçeyi almakla değil, gideceğiniz ülkeye ve yapacağınız aktiviteye uygun teminatı bulmakla ilgili. Ben yıllardır tek başıma gezerken şu üç şeye bakıyorum: acil tıbbi tedavi limiti, tıbbi tahliye (medevac) teminatı ve poliçenin yapacağım aktiviteleri kapsayıp kapsamadığı. Bagaj kaybı gibi kalemler hoş ama hayat kurtaran kısım burası değil. Günlük maliyeti çoğu zaman bir kahve parası kadar; bir gecelik yabancı hastane faturasının yanında hiçbir şey.
Neden bu konuyu ciddiye almaya başladım
İlk uzun rotamda sigortayı "vize için gerekli evrak" olarak görüp en ucuzunu almıştım. Sonra Gürcistan'da basit bir mide enfeksiyonu yüzünden geceyi acil serviste geçirdim. Fatura ödenemez değildi ama poliçemin muafiyet tutarını (yani cebimden çıkacak ilk kısmı) hiç okumadığımı fark ettim. O gün öğrendiğim şey şu: poliçe satın almak beş dakika, poliçeyi anlamak yirmi dakika sürüyor ve asıl değerli olan o yirmi dakika.
Seyahat sigortası türleri ve kime uygun olduğu
Tek seyahat poliçesi
Belirli tarih aralığı için alınır. Yılda bir-iki kez, iki-üç haftalık gezenler için en ekonomik seçenek. Vize başvurusu yapacaksanız genelde bu yeterli.
Yıllık çok seyahatli poliçe
Yılda üçten fazla çıkış yapıyorsanız hesap tutuyor. Ama dikkat: bu poliçelerin çoğunda "tek seyahatin azami süresi" sınırı var (örneğin 30 veya 45 gün). Uzun soluklu bir tura çıkacaksanız işinizi görmez.
Uzun süreli / göçebe poliçeler
Aylarca yolda kalanlar için tasarlanmış, aylık yenilenen ürünler. Ben altı aylık bir Güneydoğu Asya rotasında bunu kullandım; ülke değiştirdikçe poliçeyi uzatabilmek büyük rahatlıktı.
Uluslararası sağlık sigortası
Aslında seyahat sigortasından farklı bir ürün: yurt dışında yaşayanlar için, kronik hastalık takibi ve rutin kontrolleri de kapsayabiliyor. Uzaktan çalışıp bir yerde altı aydan uzun kalacaksanız araştırmaya değer.
Poliçe alırken gerçekten baktığım maddeler
- Tıbbi teminat limiti: Kuzey Amerika ve Japonya gibi sağlık maliyeti yüksek ülkelerde düşük limitler işe yaramaz.
- Tıbbi tahliye ve nakil: Dağlık ya da adalık bölgelerde asıl pahalı kalem bu. Uçakla nakil gerekirse fatura tedaviden büyük olabiliyor.
- Muafiyet (deductible): Poliçe ucuzsa muafiyet genelde yüksektir. Küçük şikâyetlerde cebinizden çıkacak tutarı baştan bilin.
- Aktivite istisnaları: Motosiklet kullanmak, dalış, trekking, kayak... Çoğu standart poliçe bunları dışarıda bırakıyor ya da ek prim istiyor. Bali'de scooter kiralayacaksanız ehliyet şartını da okuyun.
- Mevcut rahatsızlıklar: Kronik bir durumunuz varsa beyan edin. Beyan edilmeyen durumla ilgili çıkan her masraf reddediliyor.
- Ödeme yöntemi: Sigortacı hastaneye doğrudan ödeme mi yapıyor, yoksa siz ödeyip sonra mı talep ediyorsunuz? İkincisi ise, kartınızda o anda o kadar limit olması gerektiğini unutmayın. Bu yüzden döviz ve para yönetimi planınızla sigorta planınız birbirine bağlı.
- Vize şartı: Schengen gibi bazı bölgeler asgari teminat tutarı istiyor. Başvurudan önce ilgili konsolosluğun güncel şartını teyit edin; belge hazırlığı yaparken bunu listeye ekleyin.
Yola çıkmadan yaptığım hazırlık
- Poliçe numarası, acil yardım hattı ve sigortacının e-posta adresini telefona ve bir kâğıda yazıyorum. Telefon çalınırsa kâğıt kalıyor.
- Poliçenin PDF'ini çevrimdışı erişilebilir bir klasöre atıyorum.
- Kullandığım ilaçların etken madde adlarını (marka adı değil) not ediyorum; yurt dışında eczaneler marka adını tanımıyor.
- Kan grubum, alerjilerim ve acil durumda aranacak kişi bilgisini telefonun kilit ekranından görülebilir yapıyorum.
- Gideceğim ülkede aşı ya da sıtma profilaksisi gerekiyor mu diye bakıyorum; bu kalemleri çantayı hazırlarken küçük bir ilaç kesesinde topluyorum.
Yurt dışında sağlık hizmeti alırken izlediğim yol
Acil değilse önce sigortanın asistans hattını arıyorum. Anlaşmalı hastaneye yönlendirirlerse ödeme çoğunlukla doğrudan yapılıyor, ben sadece muafiyeti karşılıyorum. Acilse önce tedavi, sonra bildirim: birçok poliçe 24-48 saat içinde bildirim şartı koyuyor, bunu kaçırmak talebi riske atıyor.
Her belgeyi topluyorum: teşhis raporu, reçete, ayrıntılı fatura, ödeme dekontu. Hepsinin fotoğrafını çıkarken hastane kapısında çekiyorum, çünkü sonradan geri dönüp istemek zor. Bazı ülkelerde raporu İngilizce isteyebiliyorsunuz; istemezseniz yerel dilde veriyorlar ve çeviri masrafı size kalıyor.
Küçük bir hile: konaklama yerinin resepsiyonuna "yabancılara bakan en yakın klinik hangisi" diye sormak, internette arama yapmaktan hızlı sonuç veriyor. Hostellerde bu soru günde birkaç kez soruluyor, cevabı ezberdir.